DORUKTAKİLER 2024 YILIN YATIRIMI ALTINAY SAVUNMA
DORUKTAKİLER 2024 değerlendirmelerinde “Yılın Yatırımı” ödülünü kazanan Altınay Savunma, Türkiye’nin ilk sanayi robotundan alanında devrim yaratan projelere uzanan bir yolculuğa imza attı. Firmanın sahibi Hakan Altınay, “Yerli ve milli teknolojilerle ülkemizin ihtiyaçlarını karşılarken küresel arenada rekabet gücümüzü artırıyoruz” dedi
Röportaj: Erkan ÜNAL
Gazetemizin düzenlediği DORUKTAKİLER 2024 değerlendirmelerinde “Yılın Yatırımı” ödülünü kazanarak, sektördeki öncü rolünü bir kez daha pekiştiren Altınay Savunma, savunma sanayisindeki güçlü adımlarıyla dikkat çekiyor. Türkiye’nin ilk sanayi robotu gibi yenilikçi projelere imza atarak, savunma teknolojilerinde devrim yaratan şirket, yerli ve milli üretimin gücünü birleştirerek küresel rekabet gücünü artırmayı hedefliyor.
Altınay Savunma’nın sahibi Hakan Altınay, savunma sanayisindeki başarılarının yanı sıra Türkiye’nin teknolojik altyapısına yaptığı katkılarla da adından söz ettiriyor. Hakan Altınay, “Yerli ve milli teknolojilerle ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra küresel arenada da güçlü bir rekabet avantajı elde ediyoruz” diyerek, savunma sanayisindeki hedeflerinin sadece Türkiye ile sınırlı kalmayıp uluslararası pazarlarda da büyük bir etki yaratmayı amaçladıklarını vurguluyor.
Başarılı iş insanı Hakan Altınay ile Altınay Savunma’nın başarısının ardındaki vizyonu, Türkiye’nin savunma sanayisinde geldiği noktayı, ve gelecekteki projeleri nasıl şekillendireceklerini detaylı bir şekilde konuştuk. Savunma sanayisinde Türkiye’yi zirveye taşımak adına ortaya koydukları stratejiler ve yerli üretim anlayışları, ülkemizin savunma gücünü global çapta daha da güçlendirecek gibi görünüyor.
Hakan Bey, sizi kısaca tanıyabilir miyiz? Nerelisiniz ve eğitiminizi nerede tamamladınız?
1964 yılında İstanbul’da dünyaya geldim. Kökenlerim kısmen Erzincan’ın Kemaliye ilçesine, kısmen de Balkanlara dayanıyor. 1986 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Uçak ve Uzay Bilimleri Fakültesi’ne girdim ve 1990 yılında Türkiye’nin ilk dört uzay mühendisinden biri olarak mezun oldum. Son sınıfta insan kolunu taklit eden bir robotu ilk kez geliştirdim. Mezuniyetimin ardından aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak çalışmaya devam ettim.
1991 yılının sonunda, bugünkü Teknoparkların öncüsü sayılabilecek Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde, ilk araştırma şirketimi kurdum. 1993 yılında ise Türkiye’nin ilk sanayi robotunu tamamladım. 27 Ocak 1994’te dönemin Sanayi Bakanı, İstanbul Sanayi Odası Başkanı, KOSGEB Başkanı ve İstanbul Teknik Üniversitesi Rektörü’nün katılımıyla gerçekleşen bir törenle bu robot, Türkiye’de Teknoloji Geliştirme Merkezi’nde üretilen ilk yüksek teknoloji ürünü olarak tanıtıldı. Türkiye’nin ilk 6 eksenli sanayi robotu olan bu ürün, HSR4 adını aldı.
İş hayatına nerede başladınız ve ALTINAY Savunma’yı kurma fikri nasıl ortaya çıktı?
İş hayatıma İstanbul Teknik Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olarak başladım. 1991 yılında, üniversite bünyesinde bir şirket kurduk. Bu proje için fakülteden iki arkadaşımı ekibe dahil ettim. Ayrıca bize bu fikri veren Turgut hocamız da ekibimizin bir parçasıydı. Toplamda dört kişilik bir ekip oluşturduk. 1994 yılında robotumuz başarıyla hayata geçince, akademik görevlerimi sonlandırarak sahip olduğumuz bilgi birikimini Türk sanayisinin hizmetine sunmak amacıyla 27 Ocak 1994’te sanayiye adım attık. Ancak bu geçişin hemen ardından 5 Nisan krizi yaşandı ve oldukça zorlu bir süreç başladı.
1990 yılında, lisans bitirme projesi kapsamında hocam bana, “Hakan, sanayi robotu yapabilir misin?” diye bir soru yöneltti. Bu soruyu bir görev olarak kabul ettim ve başlangıçta 3 eksenli bir sanayi robotu geliştirmek üzere çalışmalara başladık. İlerleyen süreçte sahip olduğumuz yeteneklerin hızlı bir şekilde ürüne dönüştüğünü görünce, projeyi 5 eksenli bir robota evrimleştirdik. Lisans bitirme döneminde, öğrenciler mezuniyet belgelerini alırken, geliştirdiğimiz robot, öğretim üyesinden belgeyi alıp öğrenciye veriyordu.
İlk olarak hareket ve kontrol sistemleri üzerine odaklandık. Bilgisayar kontrollü motor ve kontrol teknolojileri konusunda derinlemesine bir bilgi birikimi edindik. Aynı zamanda üretim teknolojileri alanında da uzmanlaşmaya başladık. Robotu endüstriyel süreçlerde ve projelerde farklı alanlarda uygulamaya başladık. İlk uygulamalarımızdan biri, üre formaldehitten üretilen klozetlerin çapaklarını almaktı. Robot kol, tıpkı bir insan kolu gibi kalıptan çıkan parçaların çapaklarını temizliyordu. Bu işlem insan sağlığı açısından riskliydi, çünkü tozlar akciğerlere zarar verebiliyordu. Robotlu çapak alma sistemi sayesinde, bu işte çalışanların sağlıklı bir ortamda çalışmasını sağladık. Bu projeyle işi “insancıllaştırmayı” başardık. Robotun sanayide insana yardımcı olması, insan hayatına saygı göstermesi ve insanı koruması yönünde önemli adımlar attık.
Daha sonra beyaz eşya sektöründe çalışmaya başladık. Çamaşır makinelerinin motorlarını test eden robotlu bir sistem geliştirdik. Bu sistem 1997 yılında Türkiye’nin en başarılı projesi seçildi ve Arçelik bu projeyle ödül kazandı. Projenin ana mimarisi Arçelik’e aitti; biz ise robotu geliştirdik. Türkiye’nin ilk ağır sanayi robotu olan ASR80’i geliştirerek, çamaşır makinesi motorlarını sıfır ivmeyle test etme imkanı sağladık. Bu süreçte, robotu geliştirmenin yanı sıra robotlu üretim teknolojilerini de ilerlettik. Robot yapımını öğrenirken, aynı zamanda çamaşır makinesi, seramik ve cam gibi ürünlerin nasıl üretildiğini de öğrendik. Yavaş yavaş insan kaynağımızı artırarak, bu kaynağın sahip olduğu bilgi birikimini Türkiye’nin endüstriyel yeteneklerini, verimliliğini ve maliyet optimizasyonunu geliştirmek için kullanmaya başladık.
1994 yılında üniversiteden ayrıldıktan sonra, sahip olduğumuz birikimi ülkeye fayda sağlayacak şekilde kullanmak için hem milli hem de kurumsal hedefler belirledik. Milli hedeflerimizin başında, ülkenin ihtiyaç duyduğu ileri teknolojileri üretmek ve bu teknolojileri yaygınlaştırmak geliyordu. İkinci hedefimiz ise bu işi başarabilmek ve kalıcı hale getirmek için teknoloji üretebilen ve yönetebilen insan yetiştirmekti. Lisans döneminden itibaren öğrencileri stajla başlatıp, lisans sonrası yüksek lisans ve doktora süreçlerinde desteklemeye odaklandık. Yetenekli insan kaynağına sahip olmanın en değerli varlık olduğuna inandık. Sahip olduğumuz robot teknolojisine dayalı olarak hem dikey hem de yatay alanlarda ürün, sistem ve platformlar geliştirdik.
2006 yılında savunma sanayisinde sahip olduğumuz teknolojik yetkinliği kullanabileceğimiz önemli bir proje ortaya çıktı. NATO kapsamında, ömrünü tamamlamış mühimmatların sökülmesiyle ilgili bir projeydi. İnsanı bu tehlikeli işlemden uzak tutarak, tamamen insansız bir sistemle mühimmatları sökmeyi başardık. NATO tarafından beğenilen bu projenin ana yüklenicisi Roketsan’dı. Bir buçuk yıl içerisinde, Kırıkkale’de bulunan dokuz büyük mühimmat ayırma ve ayrıştırma tesisinden beşini biz tamamladık. Bu proje dünya çapında ses getirdi. İki yıl sonra, enerjetik malzemeleri kesme konusundaki tecrübemiz sayesinde Amerika Birleşik Devletleri’nden bir proje aldık.
Bir cisme hareket vermeyi ve bu hareketi belirli aşamalarda kontrol etmeyi iyi biliyoruz. Savunma endüstrisinde bu yeteneğimizi farklı alanlarda kullanmaya başladık. Ağırlıklı olarak girdiğimiz birçok teknolojik altyapıda bu bilgimizden yararlandık. Farklı teknolojileri de öğrenerek, yeni ürünler ve sistemler geliştirme imkanı bulduk.
2014 yılına geldiğimizde, Altınay Robot Teknolojileri bünyesinde sekiz yıllık bir dönemde savunma sanayisi için birçok proje gerçekleştirdik. Bu süreçte, robot firmamızın içinden bir savunma şirketi çıkarmaya karar verdik. 2014 yılında Altınay Havacılık ve İleri Teknolojiler adıyla savunma şirketimizi kurduk. O dönemde şirketimize “Savunma” ismini koymamamızın nedeni, uluslararası projelerde yer alırken diğer yabancı firmaların bu isimden rahatsız olmamalarını sağlamaktı. Havacılık alanını referans olarak kullanarak 13 kişiyle savunma şirketimizi kurduk.
1989 yılında bu işe başladığımızda, bitirme projesinde tek başınaydım. 1993 yılında üniversiteden ayrılırken dört kişilik bir ekibimiz vardı. Bugün ise 1.100 kişilik bir ekibiz. Bu ekibin içinde 700 mühendis ve doktoralı çalışan bulunuyor. Farklı disiplinlerde çalışan bir ekibiz.
Karşıdaki fotoğraf, KOSGEB’in atölyesinde 1993 yılında çekildi. Robotun ilk çalıştığı döneme ait. En solda, “Bana bir robot yapar mısın?” diyen öğretim üyesi Dr. Berat Karyot var. Hala birlikte çalışıyoruz. Yanında uçak mühendisliğinden arkadaşım Dr. Kerim Can Bayar var. Kendisi üç yıl önce emekli oldu. Onun yanında dayım Öcal Ayangil bulunuyor. Teknopark bana şirket kurmamı söylediğinde bu görevi dayıma verdim. Yanında makine ve titreşim konularında uzman olan Prof. Dr. Hamza Diken var. Şu anda Suudi Arabistan’daki King Abdülaziz Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev yapıyor. Onun yanında ben varım. Hemen yanımda ise Dr. Gökay Kadir Hurmalı yer alıyor. Gökay Bey, 1999 depreminden sonra Amerika’ya yerleşti.
Altınay Savunma olarak sizi ön plana çıkaran çalışmalar ve hizmetler nelerdir? Neden tercih ediliyorsunuz?
Türkiye’de birçok ilke imza atma fırsatını yakaladık. Örneğin; Türkiye’nin ilk uzay mühendislerinden biri olma şansını elde ettik. 1989 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile kurulan bu bölüm, ülkemizin kendi uydularını yönetebilecek nitelikli mühendisler yetiştirmesi amacıyla hayata geçirildi. Bu doğrultuda aldığımız eğitim, atmosfer içindeki ve dışındaki araçların yanı sıra bu sistemlerin haberleşme süreçlerini de kapsayan geniş bir mühendislik alanında derinlemesine bilgi sahibi olmamızı sağladı.
Altınay Savunma’nın savunma sanayisindeki yeri ve küresel ölçekteki konumu nedir?
Altınay Savunma, bir çatı şirket olarak faaliyet göstermekte olup bünyesinde bir iştirak ve bir bağlı ortaklık barındırmaktadır. Bu bağlı ortaklıklardan biri olan DASAL, sabit kanadı bulunmayan, çok rotorlu pervanelerle havada kalabilen hava araçları geliştirmektedir. Mikro, mini, hafif, orta ve ağır sınıf olmak üzere farklı mimarilerde ürünler sunarak geniş bir yelpazeye hitap etmektedir. Örneğin; mini sınıf bir hava aracı yaklaşık 100 gram yük taşıyabilirken, ağır sınıf sistemler 100 kilogram yük kaldırabilmektedir.
Özellikle görüntü işleme ve lojistik alanlarında çözümler sunan DASAL, kargo taşımacılığı için geliştirdiği insansız hava araçları ile Türkiye’de bu alanda ilk olma özelliğine sahiptir. Üstelik bu platformlar, zorlu hava koşullarına dayanıklı olarak üretilmektedir. Dünyada sınırlı sayıda bulunan başarılı insansız hava aracı çözümlerinden birine sahip olmamız, küresel pazarda rekabet gücümüzü artırmaktadır. Farklı ülkelere gözetleme, işaretleme ve ürün taşıma gibi çeşitli görevler için insansız hava araçları ihraç ediyoruz.
Özellikle tıbbi malzeme, ilaç ve kan gibi hayati öneme sahip malzemelerin taşınmasında büyük bir hız avantajı sağlıyoruz. Mesela dağlık bir arazide, 200 metre yükseklikten 1500-2000 metre yüksekliğe araçla ulaşmak bir saat kadar sürebilir. Ancak aynı mesafe, insansız hava aracımız ile sadece 7 dakika içinde kat edilebilmektedir. Üstelik bu operasyonlar -30 derece gibi aşırı soğuk hava koşullarında bile başarıyla gerçekleştirilebilmektedir.
Bolu’daki yangında bu araçlar kullanılsaydı fayda sağlanır mıydı?
Evet, özellikle insan tahliyesi açısından önemli bir katkı sağlayabilirdi. Geliştirdiğimiz hava araçları 150 kilograma kadar yük taşıma kapasitesine sahip olup, acil durumlarda insanları güvenli bölgelere taşımada etkin bir çözüm sunabilirdi.
Altınay Savunma ne üretiyor? Faaliyet alanlarınız nelerdir?
Biz bir mühendislik firmasıyız. Bilimsel bilgiyi teknolojiye, teknolojiyi ürüne, ürünü ise endüstriye kazandıran bir yapı ile çalışıyoruz. Temel amacımız, ülkemizin ihtiyaç duyduğu ileri teknolojileri geliştirmek ve bunları sürdürülebilir bir şekilde endüstriye kazandırmaktır. Bu doğrultuda, mühendislik süreçlerini en ileri üretim teknolojileriyle birleştirerek bilgiyi ürüne dönüştüren kapsamlı bir yaklaşım benimsiyoruz.
Her tasarımımızı, ilgili mühendislik gereklilikleri doğrultusunda en ince ayrıntısına kadar çalışıyor, ardından bilgisayar ortamında dijital ikizlerini oluşturuyoruz. Ürünlerimizi fiziksel üretim sürecine geçmeden önce bütün sınır şartlarına uygun olup olmadığını test ediyoruz. Bu aşamaları başarıyla tamamladıktan sonra üretim gerçekleştiriyor, detaylı testlerden geçiriyor ve nihai ürünü ortaya çıkarıyoruz. Sürecin en önemli noktası, başlangıçta böyle bir ürün olmamasına rağmen, ihtiyacın analiz edilerek sıfırdan bir çözüm geliştirilmesi.
Faaliyet alanlarımız oldukça geniş. Servo motorlar, hareket kontrol denetleyicileri, özel dişli mekanizmaları, tank eyleyicileri, mühimmat sökme sistemleri, stabilite sistemleri ve hava araçları geliştiriyoruz. Bunların yanı sıra, helikopterlerin gemilere güvenli iniş yapmasını sağlayan “kuş kapanı” sistemleri gibi çok özel çözümler üretiyoruz. Ancak sadece tekil ürünler geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda birden fazla ürünün uyum içinde çalıştığı sistemler ve bu sistemleri platforma dönüştüren çözümler üretiyoruz.
Örneğin; TUSAŞ iştiraki olan TAAC şirketimiz ile Türkiye’de ilk kez Milli Muharip Uçak test sistemini geliştirdik. Bu sistem sayesinde uçağın tüm hareketli yüzeyleri, elektronik bileşenleri, mekanik parçaları, hidrolik sistemleri ve iniş takımları test edilebiliyor. Yani uçak tam anlamıyla gökyüzüne çıkmadan önce, yeryüzünde birebir simüle edilebiliyor. Bu test sistemi, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisindeki mühendislik yetkinliklerini çok daha ileriye taşıyan kritik bir adım oldu.
Savunma sanayisinin yanı sıra elektromobilite ve batarya teknolojileri üzerine de yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Binek araçlar ve ‘scooter’lar için batarya geliştiren şirketimiz, geçen yıl İstanbul Teknik Üniversitesi’nde bir batarya laboratuvarı kurarak önemli bir araştırma altyapısını hayata geçirdi. Bu laboratuvar, Doç. Dr. Deniz Karahan liderliğinde çalışmalarına devam ediyor. Aynı zamanda ACTIO adlı yeni bir şirket kurarak, yerli elektrikli scooter geliştirme projelerine başladık.
Altınay Savunma olarak, ulusal seviyede teknolojiye egemen olmayı temel hedef olarak benimsiyoruz. Türkiye, özellikle son 10 yılda savunma sanayisinde çok önemli adımlar attı ve bu süreçte stratejik hedefler belirleme ve bu hedefleri yönetme konusunda büyük bir irade ortaya koydu.
Stratejinin üç temel bileşeni bulunmaktadır:
İstihbarat: Dünyadaki teknolojik altyapının yönünü analiz etmek ve bilgi toplamak.
Hedef belirleme: Toplanan bilgiler doğrultusunda, ülke olarak hangi ürüne ve teknolojiye yöneleceğimizi belirlemek.
İrade ortaya koyma: Türkiye, son 10 yılda bu noktada büyük bir fark yarattı. Güçlü bir irade ortaya koyarak, bizim gibi teknoloji geliştirme odaklı firmaların büyümesine ve gelişmesine önemli katkılar sağladı.
Savunma sanayimizdeki ilerlemeler, tüm vatandaşlarımız için bir gurur kaynağıdır. Bu vesileyle, savunma sanayimize katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlara, bu alanda emek veren tüm mühendislerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ediyorum.
Altınay Savunma’nın orta ve uzun vadede hedefleri nelerdir?
Amacımız Türkiye’nin ihtiyacı olan teknolojileri üretmek, aynı zamanda bu teknolojilere egemen olmak. Ülkemizin sosyoekonomik kalkınmasına destek olmak için varız. Ülkemiz gelişip büyüdükçe biz de gelişip büyüyen bu ülke ekonomisi ile beraber sahip olduğumuz teknolojik altyapıyı hem savunma alanlarında hem de savunma alanlarına destek sağlayacak diğer endüstriyel alanlarda büyütmek istiyoruz. O yüzden görevimiz; hareket ve kontrol kollarındaki tecrübelerimizi derinleştirip bunu hem ürün bazında hem sistem bazında hem de nihai olarak platform olarak geliştirmektir. Yani DASAL da olduğu gibi bize ait olan geliştirilmiş ürünlerle hem ülkemize hem de dost ve müttefik ülkelerimize teknolojik yetkinliklerimizi sunmaktır. Ülkemizin büyümesine paralel olarak büyümemize devam etmek istiyoruz.
Altınay Savunma olarak başarılarınızın sırrı nedir?
Başarılarımızın sırrı, bilgiye dayalı teknoloji üretme süreçlerindeki kararlılığımıza dayanır. Bir problemi çözmek için, sadece sahip olduğumuz bilgiyle değil, aynı zamanda bu bilgiye ulaşma sürecindeki azim, sabır ve yılmazlıkla hareket ederiz. Kaybetmekten korkmadan, öğrenmenin zorluklarıyla yüzleşiriz. Sabırlı ve dikkatli bir mühendislik yaklaşımıyla, doğru ekip çalışması ve sürekli gelişimle her engeli aşmayı başarırız. Her projede bilimsel altyapıyı doğru tarifleyerek farklı alternatifleri değerlendirip en iyi çözümü bulmaya çalışırız. Bugüne kadar hiçbir projede pes etmedik ve bu kararlılıkla başarıya ulaştık.
Gelecekte bu sektörde çalışmak isteyen gençlere mesajınız nedir?
Her sektörün kendine özgü zorlukları vardır, ancak biz yüksek teknolojiyi üretme amacını güderken, bunun yanında yüksek ahlakı da ön planda tuttuk. Bu sektöre girecek gençlerin sadece iş odaklı olmamalarını, aynı zamanda dostluk kurmaya, ekip çalışmasına ve öğrenmeye açık olmalarını tavsiye ederim. Eğer bu değerleri benimserlerse, ülkemizin gençlerinin önü sonuna kadar açık olur. Biz bu yolda birlikte mücadele verdik ve başarıyı yakaladık. Bu bir bayrak yarışı; “Ben bu işi yapabilirim” diyen her genç, o bayrağı taşıyabilir. Yılmadan çalışmaya devam etsinler.
Altınay Savunma firması, DORUKTAKİLER 2024 değerlendirmelerinde “Yılın Yatırımı” alanında ödüle layık görüldü. Bununla ilgili olarak neler söylemek istersiniz?
Benim için sürpriz oldu. Jüriye teşekkür ediyorum. Biz herhangi takdir edilme duygusu ile iş yapmadık. Vatanımıza hizmet etmek, ülkemizin kalkınmasında görev almak, beraber çalışmak. Bunlar bizim için çok önemli şeylerdi. Bunun toplum tarafından hissediliyor ve takdir ediliyor olması bizim için büyük bir motivasyon kaynağı. Motivasyon bizim toplumumuz için en önemli şeylerden bir tanesi. Bunu değerli gören sizlere de ekibim adına çok teşekkür ediyorum. Umarım bizden sonra gelecek olan kardeşlerim de bu bayrağı devam ettireceklerdir.

