Doktorlar, tarih boyu, yaşadıkları toplumda yaşamı uzaktan yakından ilgilendiren tüm sorunların müdahili olmuştur. Bu sorunlar sadece hastalık ve sağlık bağlamında düşünülmemeli, insan yaşamını ve dolayısıyla sağlığını etkilemeyen bir toplumsal olgu var mıdır bilmiyorum. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık tanımını düşününce doktorları sadece hastalara reçete yazan, gerektiğinde opere eden meslek erbabları olarak değerlendirmek başta bir doktorun sahip olduğu düşünsel ve değiştirici gücü, potansiyeli hiçe saymak olur.
Bugün aslında tüm mesleklerde olduğu gibi doktorlar da çalıştıkları hastanelere, sağlık merkezlerine, muayenehanelerine kapanıp kendi yaşam gailelerinden başka bir şey düşünemez haldeler. Ahmet Hamdi Tanpınar’ın, günlüğüne, "Türkiye evlatlarına kendisinden başka bir şeyle meşgul olmak imkânını vermiyor” yazmasından bu yana geçen neredeyse seksen yılda değişen de fazla bir şey yok ne yazık ki.
Dünya Sağlık Örgütü, anayasasında sağlığı şöyle tanımlıyor: “Sağlık sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedence, ruhça ve sosyal yönden tam iyilik halidir.’’ Üstelik sağlık, ancak herhangi bir nedenle yitirince aklımıza geldiğinde gidip bir sağlık kuruluşunda tekrar yerine koyabileceğiz bir meta hiç değil. Bu açıdan bakınca, tıp fakültesinde, önce insanların neden ve nasıl hasta olduğunu öğrenen doktorları, özellikle sağlık politikalarını belirlerken nereye koyacağımızı, toplumda nerede olmaları gerektiğini bir kez daha düşünmek gerekiyor.
Edebiyat bir toplumun gerek tarihsel gerekse yaşanılan zamanın aynası olarak insanlığa hizmet eder. İster Rus Klasiklerine bakın isterseniz Türk Edebiyatına, doktorlara verilen roller bilimin, nefes almak için doğanın, temiz bir çevrenin, eğitimin, barışın özetle yaşamın savunusunu yapar.
Bugün Türkiye’de bir organizasyon olarak sağlık sistemi toplumun sağlıklı bir yaşam sürmesine hizmet edememektedir. Koruyucu sağlık hizmetlerine yeterince önem verilmemesi, bilimin, temelsiz inanışın çok ötesinde bir yol gösterici olarak alınmaması, insan yaşamına bütüncül bir bakış açısıyla bakamayışımız, tüm doğayı, tüm canlıları, iklimi tek sağlık kavramı altında düşünemeyişimiz bizi hasta ediyor. İnanın, bir hastanenin sahibi olacak kadar paranız olsa da bu sistemin dışında kalmanız mümkün değil. O yüzden doktoru ve diğer sağlık çalışanları ile birlikte tüm bir halkın ve politikacıların ortak bir akıl yürütmesi gerekli.
Türk Tabipleri Birliği’nin, ‘Başka Bir Sağlık Sistemi Mümkün’ başlığı altında düzenlediği etkinliklere, forumlara kulak vermek, ses vermek, doktorlarla toplum arasında yaratılan, iş birliğinden uzak, gerek toplum ile sağlık çalışanları gerekse sağlık çalışanlarının kendi içlerindeki diyaloğunu sekteye uğratan, zaman zaman düşmanlığa, şiddete varan sağlık ortamını tersine çevirmek için önemli. Güven veren, hastalığı önleyen, basamaklandırılmış, kaynakların adil ve akılcı harcandığı bir sağlık sistemine hepimizin çok ihtiyacı var.