Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye'nin en köklü siyasi hareketlerinden birisi olmasına rağmen, uzun yıllardır iktidar olma yolunda büyük bir engel ile karşı karşıya kalıyor.
Bu engel, yalnızca ülke genelindeki siyasi denklemden kaynaklanmıyor.
Aynı zamanda CHP'nin iç yapısındaki bazı yanlış stratejiler ve uygulamalardan da besleniyor.
Özellikle son CHP yönetimlerinin örgütleri atlayarak, partiyi büyük ölçüde belediye başkanlarının kontrolüne bırakması, partinin halkla olan bağını zayıflatan ve iktidar olma yolundaki en büyük engel
lerden birini oluşturuyor.
CHP’de, son yıllarda merkezi yönetim ile örgütler arasındaki ilişki giderek zayıfladı.
Parti, örgütlerin yerine, belediye başkanlarına daha fazla yetki ve söz hakkı vermeye başladı.
Bu durum, özellikle belediye başkanlarının seçim süreçlerinde ve partinin iç işleyişinde daha fazla kontrol sahibi olmasına neden oldu.
Örgütlerin yerini, çoğu zaman belediye başkanlarının etkisiyle belirlenen "kişiler" almaya başladı.
Sonuç olarak, delege seçimlerinde belirleyici olanlar, belediye başkanlarının "adamları" haline geldi ve parti içindeki demokratik süreçler ciddi anlamda tıkanmaya başladı.
Belediye başkanları, büyük şehirlerde ve ilçelerde elde ettikleri gücü parti içindeki organizasyona da yansıtarak, kendi çıkarlarına hizmet eden bir yapı oluşturdu.
Bu durum, partinin tabanıyla doğrudan temas kuran, halkın içinden gelen ve sorunlarını dinleyen örgüt üyelerinin ve yöneticilerinin dışlanmasına yol açtı. Bunun yerine, belediye başkanlarıyla sıkı ilişkileri olan, çoğunlukla partinin "adamları" olan kişiler delege olarak seçildi.
CHP’nin iktidar yolundaki en büyük engeli, bazı örnek belediye ,örgüt uyumu sağlayanlar hariç , örgütlerin ve yerel yönetimlerin birbirine paralel bir şekilde çalışmaması ve belediye başkanlarının etkisiyle şekillenen parti içi dinamiklerdir.
Halkın içinden gelen ve halkla doğrudan temas kurabilen, sorunlarını dinleyen parti üyelerinin ve yöneticilerinin dışlanması, partinin halkla olan bağını zayıflattı.
Bu bağın zayıflaması ise, CHP’nin iktidar olma şansını doğrudan etkileyen bir faktör haline geldi.
Belediye başkanlarının örgüte yönelik etkinliği, parti içindeki sağlıklı bir demokrasiyi engelledi.
Bu da CHP’nin, halkın ihtiyaçlarına duyarlı, onları kucaklayan ve sorunlarına çözüm üreten bir politika üretmesini engelledi.
Parti içindeki bu yanlış yapı, halkın güvenini kazanmasını ve seçimlerde başarılı olmasını zorlaştırdı.
CHP’nin iktidar olabilmesi için, parti içindeki bu yanlış yapıyı değiştirmesi şarttır.
Belediye başkanlarının gücünü sınırlayarak, örgütlerin daha etkin bir şekilde çalışmasını sağlamalıdır.
Parti içindeki delege seçimlerinin daha şeffaf, adil ve demokratik bir şekilde yapılması gerekir.
Ayrıca, halkla doğrudan temas kurabilen, onların sorunlarına duyarlı bir kadro oluşturulmalıdır.
Kısa ve öz;
Belediye başkanlarının partiyi yönetmesinden ziyade, halkın içinden gelen, onların sesini duyan ve bu sesi parti politikalarına yansıtan bir yapı oluşturulması, CHP’nin iktidar yolundaki en önemli adım olacaktır.
Ancak bu değişim ve dönüşüm, CHP’nin sadece iç yapısını güçlendirmekle kalmayacak, aynı zamanda halkla daha güçlü bir bağ kurmasını sağlayarak, iktidar yolunda büyük bir adım atılmasına imkan verecektir....