Foreign Policy in Focus: Amerika'nın bıraktığı güç boşluğunu Türkiye dolduruyor!

ABD merkezli düşünce kuruluşlarından Foreign Policy in Focus'da Türkiye'nin Ortadoğu'dan Ukrayna'ya Afrika'dan Kafkasya'ya kadar artan diplomatik ve askeri gücünün değerlendirildiği bir analiz yayınlandı.

Türkiye'nin Afrika, Ukrayna ve Orta Doğu'daki sorunlarda devreye giderek dünyanın en büyük askeri güçlerinden ve diplomatik aracılarından biri haline gediği belirtilen analizde, ABD'nin bıraktığı güç boşluğunu da doldurarak etkisini giderek artırdığı tespiti yapıldı.

Analizde ayrıca; Türkiye'nin bağımsız ve kararlı dış politika yaklaşımı ile dünya sahnesindeki etkisi daha da artabileceği tespiti yapıldı.

İşte Foreign Policy in Focus'da yayınlanan analiz:

ABD'nin mevcut eylem ve politikalarının yanı sıra popülizm ve iç politikadaki çalkantıları, çeşitli bölgeler üzerinde uzun vadeli sonuçlar doğuruyor ve Amerika arkasında, doldurulacak bir güç boşluğu bırakıyor.

Afrika, Ukrayna ve Orta Doğu'da, özellikle de Suriye'de, ABD'nin çekilmesiyle birlikte Türkiye devreye giriyor ve giderek dünyanın en büyük askeri güçlerinden ve diplomatik aracılarından biri haline geliyor. 

Birçok bölgede nüfuz sahibi olan Ankara, Washington, Pekin veya Moskova'dan yeşil ışık almaya ihtiyaç duymayan bağımsız bir dış politikaya sahip önemli bir oyuncu gibi görünüyor.

Orta Doğu

DEAŞ'in yükselişiyle birlikte ABD ile Türkiye arasındaki ilişkiler de bozulmaya başlamıştı. Çünkü Amerika, DEAŞ ile savaşmak için, bazıları Türkiye'de yasaklı terör örgütleri olan çeşitli güçleri açıkca destekledi.

Bu sırada bağımsız dış politikasını şekillendirmeye başlayan Türkiye, Amerika ile resmi diplomatik ilişkilerini sürdürse de çeşitli bölgesel çatışmalarda liderliği ele aldı.

Gazze'de devam eden ancak kırılgan ateşkes sırasında Biden yönetimi, görüşmelerden çekilmek isteyen Hamas'ı müzakere masasında tuttuğu için Türkiye'ye teşekkür etti. 

Türkiye'nin de Suriye'ye de büyük bir yatırımı var. Çünkü on yıllardır süren bu kargaşanın yayılması, hem Suriyeli mültecilerin artmasına hem de DEAŞ'ın güçlenmesine yol açarak, Türkiye sınırını ve ekonomisini büyük ölçüde etkiledi.

Türkiye bu yüzden 2016'dan ve 2022'ye kadar birkaç kez bölgeye askeri müdahalede bulundu.

Rusya'nın müdahalesi Beşar Esed ve İranlı müttefiklerinin 2015-2019 yılları arasında Suriye'nin büyük bölümünü geri almasına yardımcı olduktan sonra, Türkiye çatışmayı dondurmak için ateşkes sağlanmasına yardımcı oldu.

Ancak 2019'dan 2024'ün ortalarına kadar süren dondurulmuş yıllar boyunca, Suriye ve Rusya'nın mülteci krizini çözme konusundaki isteksizliği, Türkiye'yi Esed rejimine karşı askeri operasyonları yeniden başlatmak için koordinasyon kurmaya sevk etti.

Suriye'deki muhalif grupları destekleyen Türkiye, bu grupların geçtiğimiz Kasım ayında büyük bir saldırı başlatmasından iki hafta sonra Esed yönetiminin çökmesine katkı sağladı.

Türkiye, Suriye'deki yeni geçiş hükümeti üzerinde koruyucu bir rol üstlenirken aynı zamanda da, desteklediği grupların SDG'ye karşı operasyonlar yürütmesi için yeşil ışık yaktı. 

Ayrıca Ankara yeni hükümetin enerji, ulaşım ve savunma sektörlerine büyük yatırımlar yapıyor.

Afrika

Afrika kıtasında son on yıl içerisinde etnik temizlik, soykırım ve su gibi kaynaklar üzerinde gelecekte jeopolitik etkilere yol açabilecek çeşitli savaşlar patlak verdi.

Libya'da, Muammer Kaddafi rejiminin çöküşünden sonra, Trablus'ta uluslararası alanda tanınan Ulusal Mutabakat Hükümeti'ne savaş ilan eden Halife Hafter de dahil olmak üzere, iktidar için yarışan çeşitli gruplar ortaya çıktı.

Rusya'nın Wagner Grubu gibi Rus paralı askerler tarafından desteklenen Hafter, 2019-2020 yılları arasında ilerlemeye ve Ulusal Mutabakat Hükümeti'nin elinde bulunan Trablus'taki merkezi ele geçirmeye çalıştı.

Ancak Türkiye, Bayraktar TB2 insansız hava araçları ve büyük lojistik gücüyle sürece müdahale etti ve gidişatı değiştirdi. 

Türkiye'nin müdahalesi Hafter'i ve Rusya destekli güçlerini durdurdu. Türkiye'nin müdahalesinden bu yana Libya'daki durum sakinleşti.

Afrika Boynuzu'nda ise Etiyopya ve Somali arasındaki gerilim, Somali'nin Kızıldeniz'e doğrudan erişim sağlamak amacıyla ayrılıkçı Somaliland devletini tanımasıyla arttı.

Aynı zamanda Etiyopya ile Mısır arasında Mavi Nil'in kaynakları konusunda bir çatışma derinleşti.

Mavi Nil'den gelen hidroelektrik enerjinin büyük bir kısmı, Mısır'ın büyük bir ulusal güvenlik tehdidi olarak gördüğü Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'ndan geçiyordu ve bu durum Afrika'da yeni bir büyük konvansiyonel savaş korkusu yarattı.

Türkiye, Somali ve Etiyopya arasındaki müzakerelere sessizce öncülük ederek her iki ülkeyi barışa giden bir yol haritası üzerinde uzlaştırdı.

Ukrayna

Rusya'nın Ukrayna'yı geniş çaplı işgalinin ilk birkaç ayında Türkiye, Kiev'e büyük silahlar gönderirken bile üst düzey bir arabulucu olarak önemli bir rol oynadı.

Türk hükümeti Kiev'e, savaşın ilk haftalarında büyük Rus konvoylarını yok eden Bayraktar insansız hava araçları tedarik etti ve savaşın seyrini etkiledi.

Ayrıca Türk denizcilik şirketleri, Ada sınıfı iki korvetle başlayarak Ukrayna için geleceğin donanmasını yeniden inşa ediyor. Türkiye, Ukrayna'nın toprak egemenliğinin önemli bir destekçisi olarak ortaya çıktı.

Özellikle Rusya'nın Türklerle akraba olan Kırım Tatarlarına uyguladığı zulüm nedeniyle Türkiye Kırım'ı asla Rus toprağı olarak tanımadı.

Yükselen savunma sanayisi ile Türkiye, ABD'nin önceki yükümlülüklerini yerine getirmemesi halinde Ukrayna'daki boşluğun bir kısmını doldurabilir.

Mevcut NATO üyeleri arasında Türkiye, Washington ile uyum sağlamasa bile, bağımsız ve kararlı bir dış politika yaklaşımı benimseyen ülke olarak öne çıkıyor.

Amerikan etkisinin azalmasıyla, özellikle de giderek artan izolasyonist MAGA hareketi nedeniyle Türkiye'nin dünya sahnesindeki etkisi daha da artabilir ve Türkiye kendini tam anlamıyla gösterebilir.