"Yunan tragedyası havasındaki bu öyküde, yeryüzünde Namus ancak belirli bir miktarda bulunmaktadır ve değişik boyutlardaki şişelerde satılmaktadır. (...) Bir gün tüm Namus Gazı yanarak yok olur."
Tunç Tatoğlu
İpimizi bağlayacağımız, savrulsak bile bizi yolumuzda tutacak, bir ışık aradığımızda orada olacak bir aydın hareketi var mı artık? Hareketi bıraktım kendi dibini değil yolumuzu aydınlatacak bir aydın kaldı mı memleketimizde? Memleketimizden geçtim dünyamızda?
Bu çoraklık sadece internet çağı diyerek anlaşılabilir mi? Kısa metinler, hap bilgiler, kolay anlaşılır kestirmeler artık geçerli gençler için diyerek anlaşılabilir mi? Sosyal medyanın gücü mü aydınlarımızı köreltti? Edebiyatın ışığını kim söndürdü? Yıllardır raflarda genç yazarlar arıyorum tekrar heyecanlanmak için. Gençliğimin yazınında değil aklım, yaşadığımız hayatı anlamlandıracak bir genç sesin peşindeyim. Sonunu getiremediğim kitap mezarlığı kütüphanem.
Döndüm tekrar eskilere. Bir sahaftan aldığım Aziz Nesin’in Namus Gazı kitabının 6. Tipo baskısı elimde, yayınevi yok, cem-may dağıtım’a verilmiş. Belli ki telifi yeni kurulan Nesin Vakfı’nın. Kapak çok yaratıcı, siz de hak vereceksiniz.
Nesin Vakfı’nın kuruluş amacı girişte yer alıyor, her yıl alınacak dört kimsesiz çocuğun bir meslek sahibi oluncaya kadar okutulacağı ve barındırılacağı yazılmış. Aziz Nesin’in tüm eserlerinin telifi de bildiğiniz gibi bu vakfa ait.
Kitap 13 öyküden oluşuyor. Hepsi iğretileme hikayelerin. Hasan Âli Yücel, Aziz Nesin’e kitabın uzun ve ana öyküsü olan Namus Gazı’nın oyun olarak yazılmasını önermiş. Aziz Nesin’de bu öykü/oyun’u kendisine ithaf etmiş. Yunan tragedyası havasındaki bu öyküde, yeryüzünde Namus ancak belirli bir miktarda bulunmaktadır ve değişik boyutlardaki şişelerde satılmaktadır. Gazetelerde “Şişenin tıpasını açık bırakarak Namusu’nu uçurduğu için bir adam karısını öldürdü” türünden haberler yer almaktadır. Bir gün tüm Namus Gazı yanarak yok olur. Üniversiteler birleşip yapay Namus Gazı üretirler. Namus Hukuku kürsüsünde, Devletlerarası ve Sokaklararası Namus Hukuku dersleri verilmektedir. Bazı ülkeler Namus Gazı’nı diğer ülkelerden ithal etmektedir. Eskisinin kokusu yokken yeni yapay Namus Gazı kokuludur. Bu koku sayesinde hakiki Namus Gazı ile sahte Namus Gazı birbirinden ayırt edilebilmektedir. Kokusunu duymak için, Namus gazı şişesini dibinden koklamak gerekir. Erkal Yavi’nin tasarladığı kitap kapağını görünce niye dibinden koklamak gerektiğini anladım.
![]() |
Namus Gazı, Aziz Nesin, 1964. |
Kitaptaki ilginç hikayelerden biri de Sekiz Ayaklı Sisphus, gazeteye bir öykü yetiştirip hafta sonunu parasız geçirmemek için zorlandığı bir dönemde yazmış Aziz Nesin. Eski bir yazar olduğu için öylesine bir hikaye de şişiremez. Bu sıkıntıyla banyoya gider, küvette kırmızı karınlı bir örümcek tırmanıp kurtulmaya çalışmaktadır. Bu öyküyü güldürücü olmadığı için yazamaz. Sabaha kadar debelenip tekrar banyoya gider, iki buçuk saat örümceği izler, sonunda kurtulur örümcek. Masasına döner öyküyü yazmaya karar verir, halkını ve duvara tırmanan insanları düşünür. Geç olmuştur artık kimse kalmamıştır dergide. Pazar gününü parasız geçirirler. Ne ilginç değil mi yazarak geçinen yazarlar, yazdığı kadar kazanan yazarlar… Gazetelerde köşe kapıp ihale kovalayanlara benzemiyorlar emekleriyle geçiniyorlar. Tıpkı içeride bile ailesini geçindirmeye çalışan, çeviri yapan, senaryo yazan Nâzım Hikmet gibi.
Sonra bu yazarlar kendi yaşadıklarını, sıkışmışlıklarını yazmıyorlar sadece. Potin bağı Senfonisi öyküsünde, Aziz Nesin işkence yapamayan bir polisi anlatıyor. Polis olamazsa belki de hırsız olacak bir adamın hikayesini. Görev icabı sanığı dövmesi gerekmektedir, sanığın onu kızdırarak kendisine yardımcı olmasını rica eder. Bu ilk görevidir, acemidir. Sonrasında kopan potin bağına söylenir ve sanığı dövmeye başlar. Artık dövebilmektedir. O ana kadar adından başka bir şey söylemeyen sanıktan son bir cümle duyulur “Bundan sonra artık hep döversiniz…”
Böyle öyküler yer alıyor Namus Gazı’nda. Ön kapağından bahsettim ama daha önemlisi arka kapağı kitabın. Aziz Nesin yeni kitap bastıkça arka kapağını Nesin Vakfı yapılarının son durumlarını gösteren fotoğraflarına ayırır. Örneğin elimdeki baskının arka kapak fotoğrafında Nesin Vakfı’nın ikinci yapısının da kurulduğu görülmektedir. Altyapısı biten binanın alt katında elli bin kitap alabilecek bir kütüphane yer alacaktır. 1980 yılında Nesin Vakfı’na ilk kimsesiz çocuklar alınabilsin diye çok büyük çaba sarf edilmektedir.
Kitapta yer alan öyküler kadar kitabın kendi hikayesinin olması ne güzel. Yetiştiği topluma karşı her şeye rağmen kendini borçlu hisseden hayatı boyunca borcunu ödemeye çalışan Aziz Nesin. Halkını seven, her sıkıştığında bir mazeret bulan halkını uyandırmaya çalışan Aziz Nesin. Yazdıklarıyla ekmek parasını kazanan, kimsesiz çocuklar ile ekmeğini bölüşen Aziz Nesin.