DUVAR- Ressam Taner Ceylan’ın bir süre önce sosyal medya hesabından Afife Jale tablosu yaptığına ilişkin paylaşımı merak ve heyecanla karşılandı.
Tabloyu bitirir bitirmez paylaşan Ceylan, şu satırları yazdı: “Sonlarına doğru epey zorladı, hayata gelmek istemedi ama sonunda anlaştık ve yeni bedenine razı oldu. Bundan böyle macerasını artık Türkiye dışında devam ettirecek. Kolundaki dövme de tamamen kontrolümün dışında yerini aldı; Hepiniz aynısınız."
Önceki gün ünlü ressamın hem Breus Sanat Merkezi ile olan iş birliği hem de Afife Jale tablosuyla ilgili İstanbul Modern’de bir gece düzenlendi. Geceye Shalva Breus, koleksiyonerler ve bir grup sanatsever katıldı. Kısacası Afife Jale tablosu ilk kez canlı kanlı görüldü. Biz de Taner Ceylan’a tablosunun öyküsünü sorduk…
Afife Jale'ye duyduğunuz ilgi ve sevginin temeli neye dayanıyor?
Afife Jale, her zaman zihnimin bir köşesinde vardı. Gençliğimde Müjde Ar’ın oynadığı filmden, farklı anekdotlara kadar birçok kez karşıma çıktı. Ancak onunla ilgili beni derinden etkileyen ilk ciddi karşılaşma, Müzeyyen Senar’ın pop sanatçılarıyla birlikte yaptığı albümün katalog metni oldu. Müzeyyen Senar, orada Afife Jale ile karşılaşmasını kendi ağzından anlatıyordu. Bu anlatıda beni en çok etkileyen detaylardan biri, Selahattin Pınar’ın bestelediği bir şarkıyı mutlaka Müzeyyen Senar’ın okuması gerektiğine inanarak onu konağa davet etmesi ve kapıyı Afife Jale’nin açmasıydı. Üstelik o an, Selahattin Pınar’ın Müzeyyen Hanım’dan söylemesini istediği şarkı ‘Nereden Sevdim O Zalim Kadını’ idi. Bu sahne, Afife Jale’nin hayatındaki derin trajediyi ve tutkulu ruhunu hissetmemi sağladı.
AFİFE JALE’YLE İLGİLİ ŞAŞIRTICI ÇOK DETAY VAR
Afife Jale’nin hayatını incelerken hangi kaynakları
okudunuz? En çok neye
şaşırdınız?
Birçok kaynak okudum ve hayatta kalan akrabalarıyla yapılan röportajları dinledim. Onunla ilgili şaşırtıcı pek çok detay var. En etkileyici olanlardan biri, ne kadar öncü, devrimci ve hatta anarşist bir figür olduğu. Afife Jale, hiçbir şekilde tutunamamış; tiyatro sahnesinde mücadele ederken, hayatın sert gerçekleri karşısında da büyük bedeller ödemiş. Özellikle, uyuşturucularla kontrolünü kaybettiği bir dönemde Selahattin Pınar’a ‘Beni terk et, yoksa seni de peşimden sürükleyeceğim’ demesi beni derinden etkiledi. Ayrıca, ölüm haberinin ardından kısa bir süre içinde Selahattin Pınar’ın da vefat etmesi, onların hikayelerine dair çarpıcı bir anekdot oluyor.
'DÖNEMİNİN ÖTESİNDE BİR RUH'
Afife Jale’nin tablosunu yapma fikri, onun sınırlı sayıda fotoğrafının olmasından mı doğdu?
Hayır, esas motivasyonum bu değildi. Onun hayatında kendimden
bir şeyler bulduğumu hissediyorum, tıpkı diğer portrelerimde olduğu
gibi. Aynı zamanda, Afife Jale’nin zamansız duygularla hareket
eden, döneminin çok ötesinde bir ruh olduğunu vurgulamak istiyorum.
Atatürk bile tiyatro ve sanat konusunda onun yolundan gittiğini
söylemiş. O yıllarda, sanata
ve düşüncelerine adanmış birçok insan vardı. Benim amacım, mümkün
olduğunca onun yaşamını ve duruşunu yansıtan bir portre yaratmak.
Sonuçta bir belgesel yapmıyorum; onun ruhunu, sahnedeki varlığını
ve içsel mücadelesini aktarmak istiyorum.
Tablonun sergileneceği müzeyle ilgili neler söylemek istersiniz?
Shalva Breus, önümüzdeki yıl Tiflis’te Breus Sanat Merkezi’ni açacak. Müzenin konumu için Venedik, Berlin ve Tiflis arasında bir karar süreci yaşandı. Sonunda, Avrupa, Orta Doğu ve Doğu’nun kesişim noktasında yeni bir sanat merkezi oluşturma fikriyle Tiflis seçildi. Şu anda sanat dünyasında bu bölge oldukça hareketli bir dönemden geçiyor.