Bal arılarını bal yapmaya kim sevkediyor ? - Kemal Yavuz

 Arı işleriyle uğraşan bilim insanlarının verdiği bilgilere göre, bal arılarının bir kolonisi 50. 000 arıdan oluştuğunu söylüyorlar. Arılar çok büyük kalabalığa rağmen, kavgasız ve gürültüsüz iç işlerini idare ederler. Sıcaklık ve nemliliği düzenlerler, kirli havayı dışarı atar, kendilerini ve kovandaki besin stoklarını tehlikeye düşürecek parazitlerin ve zararlı bakterilerin çoğunu kontrol altına alırlar. Arı bir hayvandır, aklı ve kültürü yoktur. Arılar birbiriyle kavga etmeden işlerini yaparlarken, insanlardan, karı, koca ve çocuklardan oluşan aile topluluğu bir arada çekişmeden yaşayamıyorlar. İnsan akıl sahibidir. Karını, zararını çok iyi bilir. İyiyi kötüden ayıra bilir. Bir büyük irade vardır ki, arıları intizamla çalıştırıyor, o da Allah.  Peki arıların vücuduna veya kafasına bu bilgi veya duyguları kim koymuştur. Ey insan, arının ustası, öğreticisi yaratıcısı kimse, senide yaratan, arıdan fazla olarak insana akıl verende yaratıcımız Allah’tır. 16/Nahl 68 ‘Rabbin bal arısına şöyle vahiy etti: Dağlarda, ağaçlarda ve insanların yaptıkları çardaklardan kendine yuvalar yap.’ Nahl 69 ‘ Sonrada her türlü meyveden ve çiçekten ye ve Rabbinin sana öğrettiği yol güzergahına uyarak git. 

Arıların karınlarının içinde, insanlar için şifa olan rengarenk bir içecek çıkar. İşte bunda da derinlemesine düşünen bir toplum için bir ibret vardır.’ Nahl 70 ‘Sizi yaratan sonra da sizi öldürecek olan Allah, içinizden kimilerinin ne söylediğini ve ne yaptığını bilmez hale geleceği, ömrünün en düşkün çağına kadar yaşatır. Şüphesiz ki, Allah, her şeyi bilen ve her şeye gücü yetendir.’ Yaşadığı-mız dünyadan başka, bir alem ahret var ki, petekten fırlayan arı, üç, beş veya fazla kilometre uzaktaki çiçeği bulmak için uçuyor, çiçeği buluyor ve alınması gereken yerleri çiçekten alıp, peteğe dönüp bal yapıyor. 

Bu arılara, uçmasını, çiçekleri bulmasını, bal yapmasını öğreten yaratıcımız Allah, bal yiyip aman ne hoş şeymiş ve de insanlara şifa imiş diyenlerden şükür istemektedir. Nasıl ki, biz veya bize bir iyilik yapsak veya yapsalar, nasıl teşekkür beklersek, bizi yoktan var eden ve bal arısına bal yaptıran, diğer meyve ve sebzeleri insanlık hizmetine sunan Allah’ta bizden şükretmemizi istiyor. Şöyle peteğin karşısına geçip peteklere baktığımızda petek gözlerinin altıgenlerden yapıldığını görüyoruz. Elimize kalem alıp kağıda, altıgenler çizmeye başlayalım. Çizdiğimiz altıgenlerin hiçbiri petektekiler kadar düzgün değildir.  Nasıl oluyor da pergel, minkale ve cetvel kullanmadan bu arılar altıgenleri düzgün çekil de çizebiliyorlar? Demek ki, bunlara, bu sanatı öğreten yoktan var eden bir öğretmenin olduğu vardır. Bu öğretmen Allah’tır. Nahl 71 ‘Allah, rızık konusunda kiminizi kiminizden farklı yaratmıştır. Oysa kendisine zenginlik verilen kimseler, sahip olduğu malları ellerinin altında bulunanlarla paylaşmaya ve böylece onlarla eşit seviyeye gelmeye yanaşmıyorlar. 

Onlar bile, bile Allahın nimetlerini mi paylaşmıyorlar.’ Nahl 72 ‘Allah, kendi cinsinizden sizin için eşler var etmiş. Eşlerinizden de çocuklar ve torunlar meydana getirmiş; size temiz ve hoş yiyecekler bahşetmiştir. Şimdi onlar anlamsız ve boş şeylere inanıp, Allahın bunca nimetine mi nankörlük ediyorlar?’ Halbuki Allah’ı inkar edenler veya Allahın sıfatlarını iyi öğrenip anlayamamışlardır.  İçgüdü kelimesiyle işi atlatmaya ve inkara çalışıyorlar. İçgüdü nedir bakalım, araya düşünce girmeden, canlıları kendileri için lüzumlu veya faydalı işlere duyguya içgüdü denir. Demek ki, içgüdü ile değil, yoktan yaratan Allahın emriyle yapıyorlar.