Yalova Altınova Tersaneler bölgesine geçtiğimiz hafta yanaşan Portekiz bandıralı bir gemi, Türkiye gündemine oturan büyük bir kokain operasyonunun merkezinde yer aldı. İstanbul ve Yalova Emniyet Müdürlüğü’nün ortaklaşa düzenlediği “NARKOKAPAN-15” adı verilen operasyonda, 365 kilo kokain ele geçirildi. Yetkililer, uyuşturucunun Brezilya menşeili un çuvalları içerisinde ülkeye sokulduğunu, bu çuvalların daha önce de gemi üzerinde kalmış olabileceği ihtimali üzerinde özellikle durulduğunu açıkladı.
Olayın başlangıç noktası, gece yarısı gemiye yanaşan silahlı ve yüzleri maskeli kişilerin olduğunu ihbar eden bölge sakinlerinin bildirimiydi. İhbarı alan emniyet güçleri, hem Yalova hem de İstanbul’da geniş kapsamlı bir soruşturma başlattı. İlk aşamada elde edilen bilgiler, söz konusu geminin 23 Şubat’ta Altınova’da bir tersaneye yanaştığını, bu sırada gemiye denizden botlarla yaklaşan maskeli kişilerin gemiden onlarca poşet indirdiğini öne sürüyordu. İhbarın ardından polis, olayı aydınlatmak için adeta seferber oldu.
Yalova ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü ekipleri, soruşturmayı derinleştirmek üzere Plaka Tanıma Sistemi (PTS), Kent Güvenliği Yönetim Sistemi (KGYS) ve çeşitli güvenlik kameralarından toplam bin 850 saatlik görüntü inceledi. İncelemeler sonucunda, uyuşturucunun Yalova’dan İstanbul’a taşınmasına dair önemli delillere ulaşıldı. Nitekim 28 Şubat 2025 tarihinde İstanbul Güngören ilçesindeki iki tekstil firmasına Brezilya üretimi un paketlerinin getirildiği tespit edildi.
Un paketlerinin Brezilya kaynaklı oluşu ve ele geçirilen kokainin bu çuvalların içinde saklanması, soruşturmayı Güney Amerika üzerinden Türkiye’ye uzanan bir hat üzerinde yoğunlaştırdı. Yetkililer, uluslararası narkotik ağlarının, Güney Amerika ülkelerinden çıkan gemilerde çeşitli yöntemlerle uyuşturucu sevkiyatı yapmaya çalıştığını sık sık doğruluyor. Brezilya, kokain üretim ve ticaretinde önemli bir transit nokta haline geldiğinden, Asya ile Avrupa arasındaki köprü konumundaki Türkiye’nin de zaman zaman bu tür sevkiyatlarda hedef konumuna geldiği biliniyor.
Operasyonun ilk aşamasında 3 şüpheli gözaltına alındı. Bu şüphelilerin ifadeleri ve polis incelemeleri doğrultusunda soruşturma daha da genişletildi. Ele geçirilen 365 kilo kokainin, Altınova’da demirleyen gemiden indirildikten sonra İstanbul’a sevk edildiği kesinleşti. Emniyet güçleri, kokainin tespit edilen iki farklı tekstil firmasına taşındığını belirledi ve buralara baskın düzenledi. Yapılan aramalarda, bahsi geçen un çuvalları içinde gizlenmiş halde çok miktarda uyuşturucu bulundu.
Yetkililerin üzerinde özellikle durduğu bir ihtimal ise gemideki kokainin, daha önceden Brezilya’dan yüklenmiş ve başka bir ülkeye götürülmek üzere gemide bekliyor olabileceği yönünde. Uluslararası deniz taşımacılığında, kaçakçılık organizasyonları bazen liman değişiklikleri veya beklenmedik rota güncellemeleriyle uyuşturucuları gemi içerisinde “emanet” bırakarak yolculuğu tamamlamayı hedefleyebiliyor. Söz konusu geminin eskiden başka limanlara da uğradığı, dolayısıyla kokainin çok daha önceden yüklenip gemide kaldığı gibi senaryolar da soruşturmanın odak noktalarından biri.
Türkiye genelinde son yıllarda artan uyuşturucu operasyonları, Emniyet birimlerinin uluslararası bağlantılı kaçakçılık faaliyetlerini yakından izlediğini gösteriyor. Özellikle Güney Amerika kaynaklı uyuşturucunun Avrupa’ya ve Asya’ya dağıtımında Türkiye’nin transit rota haline gelmesi, polisi yeni önlemler almaya itiyor. Kolluk kuvvetleri, hem limanlarda hem de sınır kapılarında yüksek teknolojiye sahip takip cihazları ve istihbarat ağları kullanarak sevkiyat girişimlerini engellemeye çabalıyor.
Altınova’da gerçekleşen bu son operasyonda da polis ekiplerinin büyük bir titizlikle yürüttüğü istihbarat çalışması, kısa sürede sonuç verdi. Başta gemiye indirilen şüpheli çuvallar olmak üzere, sevkiyat sürecinde kullanılan araçlar tek tek incelenerek araçların plakaları üzerinden güzergâh tespitleri yapıldı. Böylelikle kokainin Yalova’dan İstanbul’a taşınma süreci anbean tespit edildi. Ardından 9 ilçeye yayılan geniş kapsamlı aramalar ve baskınlar başladı.
İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, operasyonun detaylarını kamuoyu ile paylaşarak 365 kilo kokainin ele geçirildiğini resmen duyurdu. Ayrıca bu operasyon kapsamında, aralarında geminin kaptanı V.S., 2 Ukrayna ve 2 Endonezya uyruklu şahsın da bulunduğu toplam 15 kişinin gözaltına alındığını kaydetti. Gözaltına alınan şüpheliler arasında, İstanbul’daki depolama ve dağıtım işinden sorumlu olduğu düşünülen 10 Türk vatandaşı da bulunuyor.
Uzmanlar, benzer operasyonlarda sıkça karşılaşılan bir yönteme dikkat çekiyor: Bazı uluslararası çeteler, taşıma yaptıkları gemileri veya konteynerleri sadece kısa bir süreliğine kullanıyor. Limanlarda ya da açık denizlerde fırsat bulduklarında uyuşturucuları gizlice yükleyerek, hedef ülkede bunu yine benzer şekilde boşaltmaya çalışıyorlar.
Son yıllarda Türkiye'de gerçekleştirilen benzer operasyonlara bakıldığında, özellikle Ekvador, Peru ve Brezilya gibi ülkelerden kalkan gemilerin içinden yüksek miktarda kokain ele geçirildiği görülüyor. Güney Amerika’dan çıkan bu gemiler çoğu zaman Avrupa’ya doğru yola çıksa da, bazen rota değişikliği yaparak Türkiye’ye uğrayabiliyorlar. Ticaret hacmindeki büyümenin getirdiği konteyner ve gemi trafiği artışı da ne yazık ki kaçakçılar tarafından istismar ediliyor.
Operasyon çerçevesinde ele geçirilen 365 kiloluk kokainin piyasa değerinin milyonlarca dolar olduğu tahmin ediliyor. Kolluk kuvvetleri tarafından yapılan açıklamalara göre, böylesi bir miktarın sokak satışıyla elde edilebilecek karın organize suç şebekeleri için oldukça cazip olduğuna işaret ediliyor. Türkiye’de sıkı denetim ve operasyonlar söz konusu olsa da, kâr marjının büyüklüğü suç örgütlerini yeni yöntemler aramaya itiyor.
Bu aşamada gemi kaptanı dahil, gözaltındaki 15 kişinin bağlantıları, telefon kayıtları ve finansal hareketleri de mercek altına alınmış durumda. Savcılık soruşturması derinleştikçe, uluslararası bağlantılar da netlik kazanacak.
Şu ana kadar ele geçirilen veriler, uyuşturucunun başlangıç noktasının Güney Amerika olduğunu açıkça gösteriyor. Emniyet yetkilileri, benzer operasyonlarda ele geçirilen “eski” yüklerin bazen gemide bırakıldığını, daha sonra farklı ülkelere veya limanlara uğrayarak uyuşturucunun küçük partiler halinde çıkarıldığını vurguluyor. Bu yöntemle çeteler, tek seferde yakalanma riskini azaltmaya çalışıyor.
Türkiye’de narkotik suçlarla mücadele, son yıllarda daha da sıkılaştı. Sadece kara sınırlarında değil, deniz limanları ve havalimanlarında da yeni denetim teknolojileri devreye alındı. Özellikle Güney Amerika’dan gelen gemilerin evrakları, rotaları ve yük kapasiteleri sıklıkla karşılaştırılıyor. Uluslararası iş birlikleriyle de limanlar arasındaki bilgi paylaşımının geliştirilmesi amaçlanıyor. “NARKOKAPAN-15” gibi geniş kapsamlı operasyonlar ise bu iş birliğinin sahadaki yansıması niteliğinde.
Yalova ve İstanbul’da eşzamanlı olarak yapılan bu operasyonun başarıya ulaşması, Türkiye’de uluslararası uyuşturucu şebekelerine karşı mücadelenin geldiği noktayı göstermesi açısından önemli bulunuyor. Emniyet kaynakları, uyuşturucu ticaretine karışan tüm şüphelilerin adalet önüne çıkarılacağını, bu süreçte gözaltı sayısının artabileceğini belirtiyor. Mahkemeye sevk edilen şüphelilerin ifadeleri ve dijital materyallerin incelenmesi, olayın uluslararası boyutlarının aydınlatılması bakımından kritik öneme sahip.
Gelinen noktada, 365 kilo kokainin Brezilya’dan yola çıkıp Yalova’ya ulaşması ve sonrasında İstanbul’da ele geçirilmesi, uluslararası uyuşturucu ağlarının Türkiye’deki faaliyetlerine dair çarpıcı bir örnek sunuyor. Operasyonun ayrıntıları netleştikçe, bu tür suç örgütlerinin kullandıkları yöntemler de daha iyi anlaşılacak. Yetkililer, aralarında geminin kaptanının da bulunduğu 15 kişinin sorgusunun devam ettiğini ve soruşturmanın her aşamasının titizlikle sürdürüldüğünü kaydediyor.